|
GENEL MÜDÜRÜN MESAJI
Ülkemiz
1991-2001 yılları arasındaki 10 yılı, yönetemeyen demokrasisinin
ortaya çıkardığı siyasi istikrarsızlık ortamında ekonomik krizlerle
geçirmiştir. 1983 yılında başlayan ekonomide olumlu değişim ve dönüşüm
1991 yılından itibaren iş başına gelen koalisyon hükümetlerinin
popülist yaklaşımları nedeniyle tersine dönmüş ve 1994-1999 ve 2001
olmak üzere üst üste üç büyük ekonomik kriz yaşanmıştır. Son 2001
Şubat krizinden sonra iş başına getirilen ekonomi yönetimi; hazırlamış
olduğu "güçlü ekonomiye geçiş" programı ile, yıllardır
göz ardı edilen başta kamu bankaları olmak üzere birçok alanda çok
ciddi ve köklü, devrim niteliğinde uygulamaları başlatmıştır. Özellikle,
BDDK, KİK, EPDK, TUK, RK gibi bağımsız üst kurulların oluşturulması
ekonominin liberalleşmesi ve çağdaş global dünya ekonomileri ile
bütünleşmesi bakımından fevkalade önemli adımlardır. Ancak, uygulamaya
konan bu ekonomik programın halka yansımasının; özellikle ilk yılında
ağır geçim sıkıntısı şeklinde olduğu ve bunun yeterince anlatılamadığı
bir ortamda gidilen Kasım 2002 erken Genel Seçimlerinde, siyasi
iktidarı oluşturan 3 parti bunun bedelini çok ağır bir şekilde ödeyerek
siyaset sahnesinden silinmişlerdir. Kasım 2002 erken Genel Seçimler,
Demokrasi tarihimiz bakımından çok önemli bir dönüm noktasıdır.
Çok partili hayata başladığımızdan 50 yıl sonra tekrar 2 partili
bir Meclis oluşmuştur. Üstelik iktidar partisi 2/3 çoğunluktadır.
Bu durumu ülkemiz açısından çok önemli, tarihi bir fırsat olarak
görüyorum. İktidar, geçmiş iktidarın ekonomi yönetimince fevkalade
doğru tespit ve yaklaşımlarla uygulamaya konan Ekonomik Programı
tüm kurum ve kuralları ile ödünsüz uygulamalıdır. Cumhuriyetimizin
kurucusu büyük önder Atatürk'ün bize gösterdiği "Çağdaş Uygarlık
Düzeyine ulaşmak" için bu son şansımızdır. Seçimlerden bu yana
geçen 6 aylık sürede başta; Kamu İhale Kanunu ve Kurumu olmak üzere
diğer düzenleme ve üst kurullara karşı kamu oyuna yansıyan olumsuz
görüntü ve tartışmalardan kaçınılmalıdır.
Söz konusu Ekonomik Programın sektörümüz açısından devrim niteliğinde
olan unsurlardan biriside 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve
bu kanunla kurulan Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) dır.
Bugüne kadar stratejik bir mal/hizmet olarak kabul edilen ve kamu
tekelinde veya imtiyazlı sözleşmelerle özel sektörce yürütülmesi
öngörülen Elektrik Enerjisi; kanunla bu vasfını yitirmiş ve çağdaş
ülkelerde olduğu gibi serbestçe üretilen ve alınıp satılabilen bir
mal/hizmet haline gelmiştir. Öngörülen sistem; EPDK'nın düzenleme
ve denetiminde üretim, dağıtım ve ticaretin; alacakları lisanslar
ile özel şirketler tarafından; iletimin ve buna bağlı mali uzlaştırma-dengelemenin
ulusal iletim şirketi (TEİAŞ) tarafından yürütüldüğü ikili anlaşmalarla
oluşan bir piyasadır.
EPDK kuruluşundan bu yana henüz bir buçuk yıl gibi kısa bir süre
geçmesine rağmen çok önemli ve özverili çalışmalar yapmıştır. Kanunda
öngörülen yönetmelik ve diğer alt mevzuat çalışmalarını büyük ölçüde
tamamlamıştır. Halen, piyasanın işlemeye başlaması açısından en
önemli unsur olan lisans verme çalışmalarını sürdürmektedir.
Söz konusu kanun gereği TEAŞ (Türkiye Elektrik Üretim-İletim A.Ş.);
Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ)
ve Türkiye Elektrik Taahhüt ve Ticaret A.Ş. (TETAŞ) olmak üzere
üç ayrı şirkete bölünmüştür. Bunlardan TEİAŞ yukarıda da bahsettiğim
gibi, ulusal iletim şirketi olarak piyasada iletim, mali uzlaştırma
ve dengeleme görevi yürüten bir kamu şirketi olarak kalacaktır.
EÜAŞ ve TETAŞ'ın ise kısa vadede özelleştirilmesi gerekmektedir.EPDK
tarafından EÜAŞ'ne ait tüm üretim santrallarına 10 yıllık lisanslar
verilmiştir. TETAŞ'a ise 7 yıllık Toptan Satış Lisansı verilmiştir.
Geçmiş dönemde uygulanan hatalı politika ve strateji yanlışları
sonucu yükümlenilen maliyetlerin (uzun vadeli alım garantili sözleşmeler
ve verimsiz yatırımlar) bir an önce bu kuruluşlar tarafından ortadan
kaldırılarak rekabetçi piyasanın üretim ve ticaret ayağının sağlam
bir şekilde oluşturulması gerekmektedir.
Serbest, şeffaf, rekabetçi bir elektrik piyasasına geçişin önündeki
en büyük engellerden diğeri ise % 98 kamu (TEDAŞ ve Bağlı Ortaklıklar)
elinde olan Dağıtım ve Perakende Satış ve Hizmetlerdir. EPDK tarafından
TEDAŞ ve bağlı ortaklıklarına 10 yıllık Dağıtım ve Perakende Satış
lisansları verilmiştir. Dağıtım Şebekeleri TEDAŞ'ın elinde olduğu
sürece Türkiye ortalaması % 23 olan kayıp kaçakların önlenmesi mümkün
değildir. Uygun bir yöntem bulunarak derhal özelleştirilmesinde
büyük yarar vardır. Çünkü bu kayıp/kaçak her yıl 1,5 milyar dolara
mal olmaktadır. 1 milyar dolar kredi için büyük ödünler verdiğimiz
bu dönemde, her yıl bu parayı sokağa atmak gibi bir lüksümüz yoktur.
Şirketimiz, geçen 15 yılda ana faaliyet alanı olan Elektrik İletim
ve Dağıtım Tesislerinin müteahhitliği ve işletilmesi alanında bugüne
kadar ~80 Milyon $'lık iş bitirmiş olup, halen ~20 Milyon $'lık
devam eden işimiz bulunmaktadır. Bu 100 Milyon $'lık bir pazar payı
ve referans demektir. Toplam 2 Milyar $ olarak tahmin ettiğim iletim
ve dağıtım tesis müteahhitliği pazarından % 5 gibi önemli bir pay
alınmıştır. Bundan sonra da bu payın % 10'a çıkarılması en büyük
hedefimiz olacaktır.
Bu amaca yönelik olarak 30 Nisan 2002 tarihinde ISO-9001 belgesi,
12 Aralık 2002 tarihinde Nato Güvenlik Belgesi alınmıştır. Türkiye'nin
Müteahhitlik Sektörünün saygın kuruluşlarından olan; İNTES İnşaat
Sanayicileri İşveren Sendikasına 26.03.2002 tarihinde, TMB Türkiye
Müteahhitler Birliğine ise 01.11.2002 tarihinde üye olunmuştur.
Ayrıca, yurtdışı müteahhitlik pazarında pay alınabilmesi için gerekli
her türlü çaba gösterilmektedir. Yakın zamanda sonucun alınacağını
umut ediyorum.
Yukarıda bahsettiğim Elektrik Piyasasında, öncelikle Perakende
Satış ve nihai olarak da Dağıtım alanında rol üstlenmek amacıyla
çalışmalarımız yoğunlukla sürmektedir. Bu bağlamda yeni kurduğumuz
bir şirket ile E.P.D.K'na Perakende Satış Lisansı için başvurulmuştur.
Dağıtım bölgelerinin belirlenmesi ve özelleşmesi sürecine paralel
olarak bir yada iki dağıtım bölgesi özelleşmesi ihalesine katılım
yönündeki çalışmalarımıza şimdiden başlamış bulunmaktayız.
Her kademedeki tüm şirket personelinin kalite politikamızda açıkça
ilan ettiğimiz gibi, taraf olduğumuz tüm sözleşme ve şartlaşmalarda
dürüstlük kuralına tam bağlılık içinde, taahhütlerimizin, teknik,
idari ve etik kurallara uygun olarak, karşılıklı tüm hak ve menfaatlerin
gözetildiği bir ortamda sorunsuz yerine getirilmesine yönelik olarak
çalışmasını, sektörde pazar payımız ve rekabet gücümüz bakımından
fevkalade önemli buluyorum.
4 Ocak 1989 yılında kurulmuş olan Şirketimiz, 15 yıllık geçmişinde
yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen daima rekabet gücünü korumuş ve
pazar payını sürekli arttırmıştır. Bundan sonra da bu trendin devam
edeceğine inanıyorum ve her kademedeki personelimizin de buna inanarak
çalışmasını bekliyorum.
Saygılarımla,
Mustafa GÜNGÖR
Genel Müdür
|